Bir acının adı : Galip UZUN – Emin ERDEM

 

‘Kendini tanımlayabilmek için kedi severlik dışında bir şey kalmadığını’ dehşetle farkettiğini söyleyecek kadar çelebi (mütevazı, beyefendi, ermiş, büyük, güzel…) adamdır Galip Uzun.
Oysa Handan Topçuoğlu, acısını ifade için -çok ustaca kullandığını bildiğimiz- sözcüklerin bile yetersiz kaldığını söylüyor.

(Can dostu Handan Topçuoğlu,  Ceride i Mülkiye’deki kısa yazısında asıl kaybedenin kimler olduğunu çok açık seçik anlatıyor. Ben (60 yaş grubundan) hiç kimsenin, Ceride i Mülkiye’de Galip için yazılanları okumaktan daha öncelikli bir işi olabileceğine inanmıyorum. Ceride i Mülkiye’deki yazılarına ulaşmak mümkün, hayran olmamak imkânsız.)

Handan’ın yayınlanmış kitapları var, Galip’in yok. Ama Türkçeyi yanlış yazar da Galip’in hışmına uğrarım diye ödü kopan Handan!
De, da, ki’yi ayrı yazılması gerekirken bitişik, bitişik yazılması gerekirken ayrı yazanlara ‘………’ diyecek kadar dil sevdalısı biriydi. Ama bunu, kendisine ‘……….’ dediği kişinin anlayamayacağı kadar da hünerle yazardı. Zaten O, de, da, ki’yi yanlış yazanların kendisine ‘……….’ dendiğini anlayamayacağını iddia ederdi. Ederdi de kendisine hayranlığımı arttırırdı.
Benim Galip Uzun’a hayranlığım sorunlu bir hayranlıktı. Öyle ki sevgili Servet, kendisini aradığımda Galip’ten uzun uzun söz ettiğimi bile yazmış. Hem kendime yakın hissedip hem de Galip’ten söz etmediğim hiç kimse yoktur.
Sonbaharı bekliyorduk, İhsan’la beraber evinde ziyarete gidecektik.
Böylece sadece yazılarından tanıyıp, hayran; sık ve uzun telefon konuşmalarıyla da dost olduğum Galip’i ilk defa görecektim. Olmadı.
EVVEL GİDEN AHBABA SELAM OLSUN ERENLER.

URL: http://www.cerideimulkiye.com/?p=26001

Editör - 16 Tem 2012. Kategori Bizim Meydan, Mülkiyeden, Mülkiyeli Yüzler, Portreler, Yazarlar. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

4 yorum - “Bir acının adı : Galip UZUN – Emin ERDEM”

  1. Emin ERDEM

    NOT:
    1. Yazı bilaylılar için yazılmış, ayrıca sevgili Kâmil’e de gönderilmiştir.
    2. Adı geçen Servet, bilaylılar’da yazdığı yazıda, kendisini aradığımda Galip’ten uzun uzun bahsettiğime de değinen sevgili Servet Taşdemir’dir.
    3. İhsan, sonbaharda İstanbul’a geldiğinde buluşup beraberce Galip’i ziyaret etmeğe karar verdiğimiz aziz başkanımız İhsan Feyzibeyoğlu’dur.
    Bu açıklamaları, yazı büsbütün anlamsız ve havada kalmasın diye yaptım.

  2. Semra Toprak (Fatma Mefküre Toprak Ekici)

    Galip’ciğim o sendin demek!
    Okudugumda soy adını neden yazmazlar derken…
    Sen benim sıra arkadaşım,en cok sevdiğin hoca olan Mumtaz Soysal’ın dersinde Mehmet Akad ile birbirinize sıra üzerinde teksir kaydırırken biraz gec girdigin sıra başındaki yerimi sana vererek o derste aranızda
    oturan benle birlikte ” Siz arkadan üç kişi, lütfen sınıfı terk edermi siniz?” komutuyla üç kişi birlikte dersten atıldığımız yaramaz ve şakacı sevgili kardeşim…
    Acelen neydi, daha fazla katlanamadın bu Dünya’ya değil mi?
    Rahat et, dinlen sevgili kardeşim, önden gidenler zaten oradalar,
    zamanını bilmesek de biz de geleceğiz.
    Semra

  3. Semra Toprak

    Bir önceki dersimiz Borçlar Hukuku idi. ” Muhterem arkadaşlar” sözlerinle çok sevdiğimiz hocamızı taklit ediyor, bizi güldürüyordun. Mehmet sana,” Gelecek ders, Anayasa Hukuku görürsün sen!” demişti. Bu yüzden Anayasa Hukuku dersinde sıra üzerinde benim de önümden hızla geçerek sörf yapmakta olan
    A4 boyunda ve bir kitap kalınlığındaki teksire ilk hareketi kazandıran arkadaşımız Mehmet’ti. Sen sadece onu geri gönderiyordun. Sonuçta bir arkadan üç kişi, üç sıra kadar arkamızda ve solumuzdaki bir kaç basamak merdiveni inip anfinin arka sahanlığına çıktık. Çok üzgün , çok utanmış, ve çok öfkeliydim. Bunu da oldukça sert belli ediyordum. Sen bir anda kayboldun.
    Bana kızıp gittiğini düşünürken, yanında bana ” Ne oldu?” diye soran Gökay’la
    geri döndün… Ikinci kata çıkmış, Gökay’ın teneffüste dışarı çıkmasını beklemiş, çıknca da onu bizim bulunduğumuzyere Büyük anfinin arkasına
    getirmiştin. O sabah sınıf çok coşkuluymuş, kapıdan gireni akışlıyorlar, tezahürat
    yapıyorlarmış. Gökay da ön kapıdan gelirse ben üzerimize alınır daha fazla üzülürüm diye yapmışsın bunu… Sevgili Galip, sonra ben ve Gökay evlendik, Gökay hastalandı… ben okula taa 76 affına kadar dönemedim. O seneden sonra seni bir daha görmedim. Aklımda hep o küçük kardeşim gibi gördüğüm sevgili Galip kaldı.
    Yukarda anlattığm olaydaki gerçek dost, kendisinden fazla karşısındakileri düşünen, ince ruhlu sevgili kardeş Galip… Biraz muzip, biraz şakacı, son derece zeki ve akllı,derin, duyarlı yüce ruhlu insan… Söyleyecek söz kalmadı uğurlar olsun aziz dostum.

    • Semra Toprak

      “Düzeltme: Yazım hatalarım olmuş üzgünüm, bir de “bir arkadan üç kişi” değil, “Biz arkadan üç kişi” olacaktı, bu yaştan sonra bilgisayar klavyesinde yazmayı hiç öğrenemiyeceğim için de üzgünüm.
      semra

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım AJANS4