Dağ ve Şiir 4 – Bolkar Dağları – Birinci Gün – Süleyman CEBECİOĞLU

 

“Karacaoğlan der ki : bitirdim çağı,
O yüce Binboğa, Bolkar’ın dengi.
Soğanlı yücesi koca Bey Dağı
Erciyes ulumuz, pirin var dağlar.”

 

İlk Gün :

 

“Girdiği kabın şeklini alan su ,geçtiği yolların rengini de çalarmış…” Mine Söğüt

 

Bu bol dönemeçli yola Tarsus’tan başlamıştık. Yola çıktıktan yarım saat geçmişti ki Mustafa az ilerde ,makiliklerin arasında yükselen uzun minareyi gösterdi .Eshab-ı Kehf (Yedi Uyurlar)  mağarasına gelmiştik .Böyle bir yeri görmeden geçmek olmazdı ama çok zaman ayırmak da olmazdı. Çünkü bugünkü niyetimiz  Namrun Yaylası üzerinden Tanzıt sırtına varıp oradaki kulübede gecelemekti . Efsaneye göre Yelmiha, Mekselina, Mislina, Mernuş, Sazenuş, Debernuş ve Kefeştetayuş adındaki yedi genç ve köpekleri Kıtmir yüzyıllar süren uzun uykularını bu mağarada uyurlar, içlerinden ilk uyanan Yemliha, yiyecek almak için kente gittiğinde, elindeki paranın çok eski olduğunu fark edince efsane biter.

 

Namrun’dan sonra orman içi toprak yoldan Tanzıt’a ne kadar sürede ulaşacağımızı tahmin etmek  zordu. Çünkü geçmiş yıllarda bu yolun sel suları ,devrilen ağaçlar ve heyelanlar nedeniyle zaman zaman kapandığını duymuştum. Bu sayılanlar olmazsa da en azından üç-dört saatlik bir yolumuz vardı.

 

“Oturmuş bekliyorum orada ,neyi ?Hiçbir şeyi.

Tadına varıyorum ,iyi ve kötünün ötesinde,

Bazen aydınlığın ,bazen gölgenin ;

Derken dostum ,ansızın bir ikileşti,

Ve yanımdan Zerdüşt geçti.”

 

W.F. Nietzsche

 

Namrun’dan  nevalemizi alıp yola koyulduk. Önce bir saat kadar kuzey doğuya devam edip sonra döne döne vadinin tabanına indik. Vadinin içinde Berdan Çayı’nın bir kolu olan Kadıncık Deresi, yeşil sularıyla delicesine akıp gidiyordu. Az sonra da Papazın Bağı denilen,  kaynak sularının çağıldadığı, yaşlı çınarların bekçilik yaptığı  yemyeşil bir yere geldik .Vadinin solundaki yamaçta çok sayıda göze vardı.

 

“Akar kokusu

Dağların arasından

Mor menekşenin.”

 

Melisa Gürpınar

 

Buradan sonrası yaban hayatı koruma sahası olduğu için yola devam etmek için özel izin gerekiyordu .Eh biz de orman idaresinden izinli gelmiştik ,sorun yoktu.   Papazın Bağı’ndan başlayarak bu kez döne döne yükseldik . Bir saat kadar geçmişti ki orman örtüsünün bittiği,   heybetli bir kayalık kütlenin dibine varıp mola verdik. Vadinin güneyini sis kaplamıştı. Derken kayalık yamaçtan inen büyük bir keçi sürüsü , hızlı adımlarla yanımızdan geçip aşağıya doğru indi. Tekrar yola koyulduk. Sonunda  uzaktan karlı zirvelerin göründüğü Tanzıt  Sırtı’na (1840 m.) vardık. Önümüzde kuzeye uzanan çok dik ve derin, bu kurşuni akşam vaktinde ürkütücü bir vadi uzanıyordu.


DORİA

Karanlık savruların ölümsüz anlarınca benim ol,
Sevinci gibi çiçeklerin geçici değil.
Beni güneşsiz yarların,kül rengi suların
Korkunç yalnızlığında sev.
Bizden söz etsin tanrılar
Gelecek günlerde,
Gölgeli çiçekleri Orkus'un (*)
Ansınlar seni.

Ezra Pound
Orkus :Ölüler Dünyası

 

Giderek yükselen bu vadi Bolkar Dağları’nın en yüksek noktası olan Medetsiz zirvesiyle (3524m.)  sona eriyordu. Medetsiz ve hemen yanındaki zirve karla kaplıydı. Sırttan aşağıya doğru baktığımızda 500-600 metrekadar ilerde,vadinin sağ yamacındaki kuytulukta kulübeyi görüp hızlandık. İçeri girip sobayı yaktık. Odunlar çıtırtılarla yanarken günün yorgunluğu yavaşça üzerime çöktü. Birkaç lokma atıştırıp sobanın yanına kıvrıldım. Öylece uyuyakalmışım.

 

“Yorulduklarında

Kalın ,koyu uykusunu

Yağdırdı gece

Gözlerinin üstüne “

 

Sappho , İÖ  2. yüzyıl

 

Gece yarısı uyanıp sessizce dışarı süzüldüm. Sadece soğuk,rüzgâr ve ay vardı. Rüzgâr kar taneleriyle usulca dans ediyor, kuzeyde Medetsiz doruğu dolunay ışığında uyuyordu. Bir dağla konuşmanın en uygun zamanı dünyanın en koyu uykusuna daldığı bu derin gece yarılarıdır.

 

“Sabahın karşısında konuşmak ne zor !

incecik kül gibi kalıyorsun.

dağ susmaya giden yolu biliyor

sen bilmiyorsun.”

 

Birhan Keskin ,Yeryüzü Halleri

 

Soğuk gecenin boşluğundan zihnime arka arkaya şiirler düşmeye başlıyor. Her şey kendi dilince konuşur ya , Bolkarlar’ın gecesi de böyle anlatıyor kendini :

 

“Kardır üstümüze yağan geceden

Yağmurlu karanlık bir düşünceden.”

 

 

Kar taneleri savrulup yüzüme vururken aklıma Ahmet Muhip Dranas’ın dizeleri geliyor .

 

“Sesin nerde kaldı ,her günkü sesin

Unutulmuş güzel şarkılar için

Bu kar gecesinde uzaktan yoldan

Rüzgar gibi ta eski Anadolu’dan

Sesin nerde kaldı ,kar içindesin”

 

Sonra da devamı :

 

“Buğulandıkça yüzü her aynanın

Beyaz dokusunda bu saf rüyanın

Göle uzanır-tek,tenha bir kamış

Sırf unutmak için,unutmak için ey kış !

Büyük yalnızlığını dünyanın.”

 

Böylesi bir geceye uygun bir haiku ile karanlık dünya şiire dönüşüyor :

 

“Kandilimin yağı

Bitiverdi gece .

Bir de baktım ay ışıl ışıl

Pencerede .”

 

Mitsui Basho , 17.yüzyıl

URL: http://www.cerideimulkiye.com/?p=22727

Editör - 2 Nis 2012. Kategori Bizim Meydan, Gezmeye Gitmek, Spor, Yaşam, Yazarlar. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım AJANS4