Hani o dükkândan kovduğunuz köşe yazarı vardı ya…

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘bizim dükkânda yer yok’ sözüne kızarak köşe yazarlığını bırakan Osman Ulagay, ‘Türkiye Kime Kalacak’ adlı kitabında AKP’siz bir ülke hayali kuruyor

Hani o dükkândan kovduğunuz köşe yazarı vardı ya...

Bir sabah uyandım ve AKP gitmişti. Gazeteci Osman Ulagay’ın ‘Türkiye Kime Kalacak?’ başlıklı kitabını bu cümleyle özetlemek mümkün. Ulagay, AKP’nin kuruluşundan bugüne 10 yıllık süreyi incelediği kitabında, artılarıyla ve (ondan daha fazla) eksileriyle bir muhasebe çıkartıp AKP’siz bir Türkiye’nin hayalini kuruyor. Bunu yaparken, “AKP neyi doğru yaptı, neden bu doğruların sınırına dayandı?” sorularını soruyor.
Kitabın ilginç bir alt başlığı var: “Başbakan’ın Yazdırdığı Kitap”. Bu alt başlığı görünce acaba kitaplara “helal standardı” gibi bir “Erdoğan standardı” mı geldi diye düşünüyor insan. Ama “Başbakan’ın Yazdırdığı Kitap” sözünün hikâyesi biraz farklı.
Detaya girmek için kaseti biraz geriye saralım. Tarih 14 Ağustos 2001. AKP’nin kuruluşu dolayısıyla verilen resepsiyonda Recep Tayyip Erdoğan konuşuyor: Diyaloğa ve hoşgörüye açık, uzlaşmacı ve birleştirici bir dil kullanmayı kendisine ilke edinen partimiz, ülkemiz siyaset ikliminde bugüne kadar yeterince güçlü bir biçimde kök salamamış bir kavram olan “dinleme-anlama” geleneğini hayata geçirecektir. Demokrasi adını verdiğimiz siyasal sistemin uzun ve sancılı doğuş sürecine çağını aşan görüşleriyle değerli görüşlerle katkıda bulunmuş bir düşünür olan Voltaire’in şu etkileyici deyişi bu zorlu yolda ciddi kılavuzlarımızdan biri olmaya adaydır: “Sevgili dostum, sizin görüşlerinize katılmıyorum. Ancak görüşlerinizi rahatlıkla ifade edebilmeniz için canımı bile vermeye hazırım.” (s. 15)
Ulagay, başlangıçta Voltaire ile yola çıkan AKP liderinin 9 yıl sonraki başka bir konuşmasından alıntı yapıyor: “… Ben de şimdi o gazetelerin patronlarına sesleniyorum. ‘ne yapayım köşe yazarı, hakim olamıyorum’ diyemezsin. Niye, çünkü bu ülkeyi germeye, bu ülkede ekonomiyi germeye kimsenin hakkı yok. Buna biz de müsaade etmeyiz… herkes fikrini söylemekte serbesttir. Gayet güzel de böyle belirlenmiş bir şeyler var. O insanlara o kalemleri teslim edenler de der ki: “Kusura bakma kardeşim, bizim dükkanda sana yer yok.” Çünkü herkes vitrinine layık olanını koyar”. (s. 16)
“Böyle belirlenmiş bir şeyler” kapsamında yazmadığını düşünen Ulagay, 28 Şubat 2010 tarihli Milliyet’te yayınlanan “Başbakan’ın Dükkanında Bana Yer Yok” başlıklı bir yazı ile köşe yazarlığına veda eder. İşte Türkiye Kime Kalacak kitabı, ister mevcut şartlar gereği deyin, ister aşırı alınganlık, Başbakan’a kızıp günlük gazete yazılarını bırakan Ulagay’ın “uzakta kaldığı” dönemin bir ürünü.
Kitap, aslında kendi içinde uzun bir köşe yazısına benzetilebilir. Ulagay, “neden böyle” sorusundan yola çıkarak son 10 yılı incelediği kitapta AKP’yi alt edebilecek bir muhalefet üzerine kafa yoruyor.
Bunu yaparken mevcut konjonktürde kendini bağlayan Atatürkçü-laik kesimin yaptığı muhalefete de eleştirel yaklaşıyor. Bu muhalefet tarzının yine AKP’ye yaradığını öne sürüyor.

Başarının anahtarları 
AKP’nin başarısını içeride ve dışarıda yaşanan bazı gelişmelere bağlayan Ulagay, kendi deyimiyle “yeminli AKP karşıtlarını kızdırmak pahasına” Erdoğan’ın iktidarını pekiştirmek için yaptığı doğruları sıralıyor.
11 Eylül saldırılarının ardından ABD yönetiminin yaptığı yanlışların (İçeride bir korku toplumu yaratmak, biz-onlar anlayışıyla dost-düşman siyaseti gütmek) AKP’ye olumlu yansıdığını söyleyen Ulagay, 1 Mart tezkeresine ret kararı veren Meclis’in Avrupa nezdinde imajını yükselttiğini düşünüyor.
AKP’nin bu dönemde farklı gruplarla işbirliği yaparak reformlara imza attığı, kendi medya gücünü yaratmaya başladığı, Gülen Hareketi ya da Cemaat’le işbirliğine gittiğini, bunların Erdoğan’a iktidar yolunu açtığını belirtiyor.
Ulagay bu yöntemin ilerleyen yıllarda “sinsi bir devrime” dönüştüğü görüşünde: Sermaye kesiminde, medyada ve üniversitede bir yandan iktidara yakın duran kişi ve gruplara destek sağlanırken diğer yandan iktidara mesafeli durma eğiliminde olanlar bile çeşitli yöntemlerle ürkütüldü ve sindirildi. İktidarın başını ağrıtabilecek güç odakları çok dikkatli davranmaya zorlandı. (s.52)
Fakat yazara göre asıl korkutucu olan, AKP’nin 10 yılın sonunda kendini dev aynasında görmeye başlaması ve “şimdi sıra bizde” psikozuna girerek geçmişin rövanşını almak istemesi. Ulagay bunun sonucu olarak AKP’nin geniş bir kesimi küstürdüğünü düşünüyor. Türkiye Kime Kalacak sorusu tam da bu noktada tedavüle giriyor. Bastırılan ve küsen kesim sebebiyle ülkenin potansiyelini kullanamayacağını düşünen Ulagay, AKP’nin “Büyük Türkiye” hedefine karşı, izlediği yol haritasıyla daha az demokrasi ve daha fazla yanlış vaat ettiğini söylüyor. Gerekçeleri:
Kadrolaşma çabalarıyla nitelikli pek çok insanın yabancılaşması
Üniversitelerin farklı fikirlere kapanması
Kendine bağımlı bir sermaye grubu yaratırken diğerlerinin korkutulması
Kadınların ekonomik hayata yeterince katılamaması
AKP’nin dünyadaki gelişmeleri algılama biçimi.
Ulagay, kitabının sonunda AKP’siz bir Türkiye’de geçen bir gelecek hayali kuruyor, üstelik bu hayalle dalga geçileceğini bile bile… Aslında AKP’nin alternatifi olarak “akıllı gençlerden” oluşan bir siyasi hareketin hayali bu.
Kestirmeden iktidara çıkan bu hayal pek çok açıdan tartışılabilir. Kitapta geçtiği şekilde AKP’nin alternatifi konusu ve halkın tercihleri de öyle.
Fakat köşe yazılarını bıraktıktan sonra uzun bir köşe yazısı sayılabilecek kitabıyla okurunun karşısına çıkan Ulugay, son 10 yıldaki dönüşümü hatırlamak isteyenler için iyi bir okuma sunuyor.

TÜRKİYE KİME KALACAK?
Başbakan’ın Yazdırdığı Kitap
Osman Ulagay
Doğan Kitap
2012, 169 sayfa, 11 TL

URL: http://www.cerideimulkiye.com/?p=23789

Editör - 23 Nis 2012. Kategori Haberler, Kitap, Kültür-Sanat, Manşet, Medya. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım AJANS4