Markalaştırma TDK’da neden yok? – Mevlüt GÜLEÇ

Markalama, markalaşma, markalaştırma… Türk Markacı adıyla basılan ilk kitabımı yazdığım günlerdi. Bu üç kelimeyi tdk.gov.tr de yaptığım araştırmada bulamamıştım. Yani, Türk Dil Kurumu’nun kitabında bu üç kelimeye yer yoktu. Yıl 2008′di…

Bugün tekrar baktığımda ise durum şu:

markalama: markalamak işi,

markalaşma: marka durumuna gelme,

markalaştırma: markalaştırma sözü bulunamadı.

 

İlk iki kelime sözlüğe girmiş, markalaştırma ise hala yok. Bu durum ilk bakıldığında iyi bir gelişme olarak görülebilir. Ancak kazın ayağı hiç de öyle değil.

 

Öncelikle bir tesbitte bulunalım. Markalaşma işi bir kültür işidir. Bir kişi, şirket yada bir ülkede marka kültürü yoksa orada markalaşmaktan bahsedilemez. Bırakın dünya markası olmayı marka olmak bile bir anlam ifade etmez.

 

Kültürün taşıyıcısı dildir. Yani marka kültürünün önce var olabllmesi, sonrasında da yayılabilmesi için bir dile ihtiyacı vardır. Dil ise kelime ve kavramlardan oluşur. Zaman içinde oluşan dile ait kelimeler sözlüklere girer. Bir ülkedeki kültürel altyapı ve zenginlik sözlüklerde kendini gösterir .

Şimdi düşünelim. Yıl 2008 olmuş ancak sözlüğümüzde markalama, markalaşma ve markalaştırma sözlükleri yok.Kısaca, 2008′de Türkiye’de markalaşma yok. Ya 2012′de durum nasıl? Önce markalama kelimesinden başlayalım.

Ne diyor TDK?..

Markalama: Markalamak işidir. Peki markalamak işi nedir?.. Yine TDK’ya soralım.

Markalamak: Bir nesneyi tanıtmak veya benzerlerinden ayırmak için işaret koymak. Çok güzel. Peki nesne ne demek?..

Nesne: Belirli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje.

Yani markalama demek, belirli bir ağırlığı ve hacmi olan cansız varlıkları diğerlerinden ayırmak için işaretlemektir. TDK’ya göre tabii. Sorun da burada. Siz markalama kelimesini böyle tanımlarsanız ortaya çıkacak markalaşma algısı şu şekilde olacaktır.

1-Markalaşmak için elde bir mal olacak, elle tutulur olacak.

2-Diğer mallardan ayrıştırmak için bir etiketi olacak.

3-Bir de tescil ettirdik mi, al sana bir marka.

Bir işletme sahibisiniz. Ürettiğiniz mala taklit edilmesin diye bir isim verdiniz, onu da tescil ettirdiniz. Ne düşünürsünüz?.. “Artık benim de bir markam var.” Eeee sonra. Bu kadar mı?.. Evet bu kadar. Türkiye’deki durum aynen böyle. Şu anki marka algımız tescil ettirmekle sınırlı. Markalaşma, markalaştırma, değer üretimi, marka değeri, sadece mal satmaktan değil marka satmaktan para kazanma hak getire.

Bir tesbitte daha bulunalım. Markalaşmak zenginleşmektir. Bir ülkenin kalkınması ve refahı markalaşmaktan geçer. Bir rakam verelim. Almanyanın geçen sene  (2011) ihraç ettiği ortalama bir kg malın ederi 4.3 TL idi. Türkiye ise bir kg malı 1.3 TL’ye ihraç etti.

Diğer taraftan yukarıda yaptığımız markalama tanımı o kadar aciz, o kadar eksik, o kadar fakir ki, bizi de yoksullaştırıyor.

Bu tanıma göre, şirketi, hizmeti, bilgiyi, teknolojiyi, insanı, değeri, kuralı, yöntemi, taktiği, sistemi, disiplini, algıyı, yargıyı, vb, markalaştıramayız. Tanım açık markalanacak şey nesne yani bir mal olacak. Diğer taraftan Türkiye’nin temel sorunu da bu.. Hala mal, üretim, üretim hattı, fabrika odaklıyız. Pazarlama, satış, değer üretimi, teknoloji ve bilgi odaklı değiliz. Bu da normal. Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçemeden bilgi toplumuna geçmeye çalışıyoruz.

Konu çok derin. Fazla dalmadan tekrar markalamaya dönelim. Bu kadar yorumdan sonra “Kardeşim TDK keşke sözlüğe markalamayı koymasaymış.” dediğinizi duyar gibiyim. Haksız da sayılmazsınız. Ancak zararın neresinden dönülürse kardır.

Gelin markalamaya yeni bir anlam yükleyelim. Elimiz değmişken diğer iki kelimeye de birer anlam yükleyebiliriz. Bakalım sonra neler olacak.

Markalama: Adı konmuş bir ürünün markalaştırma yolculuğunda kullanılacak disiplin, yöntem.

Markalaşma: Adı konmuş bir ürünün markalaştırma yolculuğu, süreç.

Markalaştırma: Adı konmuş bir ürünün markalaşma süreç yönetimi. 

Rahmetli babamın bir sözü vardı. Yıllar sonra ne anlama geldiğini çözdüğümde Türk Markacı’nın giriş cümlesi yapmıştım. Babam derdi ki: “Oğlum, adını koyalım ki, çağırması kolay olsun.”

Markalamaya disiplin, yöntem dediğimiz anda iş kolaylaşır. Neden?.. Adı konmuştur. Zihin düşünmeye ve sorgulamaya başlar. Sorular ardı ardına gelir.

Markalama yapmak için bir yönteme ihtiyaç varmış. Peki kendi markamızı hangi yöntemle markalayacağız?

Markalaşmak bir süreçse, bu sürecin aşamaları neler?

Markalaştırmak sürecin yönetimi ise biz bu süreci nasıl yöneteceğiz? vs, vs…

Bu sorular bizi bir arayışa iter. Yöntem arayışına. Ancak burada da bir sorun var. Mevcut yöntemler dünyadan bize uyarlanmaya çalışılan yöntemlerdir. Sermaye ve reklam odaklıdırlar. Bu yöntemler de sermaye birikimi olmayan bizim girişimcilere uymaz. İşte tam bu noktada Türk Markacı-Kobiler de Marka Olur çalışmamız devreye girip, bu soruna çözüm aramaktadır.

Bu sorular bizi yeni ve bizden yöntem arayışlarına ittiği gibi çözümlerini de üretmeye sevketmektedir. En önemli faydası budur. Soru yeni bilginin anahtarıdır. Anahtar elimizde ise yeni bilgi de yakındır.

Gerçi marka kültürü işletme kültürünün tamamlayıcısıdır. Ve bu konuda ülkemizde işletme kültüründen de pek bahsetmek mümkün değildir. Marka kültüründen bakarak işletme kültürüne de katkı vermemiz söz konusu olacaktır.

Yeri gelmişken buradan TDK’ya seslenmek istiyorum. Siz ülkemizin kalkınması için çok önemlisiniz. Markalaşmak da çok önemli. Markalaşmaya lütfen bir de buradan bakın.

Sonuç: Bugün itibariyle bu sorular sorulmuştur. Kapılar açılmış, markalaşma yolculuğu başlamıştır. Yolumuz açık olsun. YOLA ÇIK, YOL AÇIK…

Not: Markaya Yolculukta daha yolun başındayız. Bugün markalamaya baktık. Daha çok bakılacak kelime ve kavram mevcut. Yeni Marka Sözlüğünü oluşturmak marka kültürümüze katkı vermek için markalaşma, markalaştırma, marka konumlandırma, odaklanma, farklılaştırma, tutundurma, marka değeri, alan daraltma, dikey büyüme, fazlalıkları atma, marka yönetimi, marka değerleme, değer üretimi, yenilik üretme gibi kelime ve kavramları daha sonraki yazılarımızda işlemeye çalışacağım. Sevgilerimle.

Mevlüt Güleç

mevlutgulec@markahane.net

URL: http://www.cerideimulkiye.com/?p=27984

Editör - 4 Kas 2012. Kategori Bizim Meydan, Ekonomi, Marka - Tasarım, Yazarlar. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım AJANS4